KARİYE MÜZESİ

PAREKKLESİON

Kiliselerin doğu ucunu belirleyen apsis, litürji ve kilise sembolizmi açısından dinsel yapıların en önemli yeridir. Kariye parakklesionu dikdörtgen planlı, batıdan doğuya doğru, kubbe - kubbesel tonoz, apsis yarım kubbesinin ritmik dizilişi ve alt duvarlarda yer alan martyrlerin sıralanışı ile güçlendirilerek, görsel olarak da uzunlamasına etkisi ağır basan bir yapı olmuştur.

Mezar arkosolyumlarındakilerin dışında şapelin tüm freskoları, Theodoros Metokhites tarafından 1320– 1321 tarihleri arasında, nef ve nartekslerdeki mozaiklerin tamamlanmasının hemen ardından yaptırılmıştır.
Mezar arkosolyumunun duvarlarını süsleyen freskolar ve portreler ise, sahipleri bu mezarlara gömüldükçe yapılmışlardır.

Apsis duvarında yer alan piskopos figürleri
Piskopos figürleri gerçek insan boyutlarında yapılmış, kendi içlerinde önem sırasına göre sıralandırılmışlardır. Piskopos giysili olan bu azizlerin başlarının yanında adları yazılı, ellerinde ise kapalı kitap tutmaktadırlar. Bizans litürjisinin kurucuları olan iki piskopos aziz ortada yer alır. Orta sağ tarafta Aziz Basileos, onun sağında aziz Ioannes Khrysostomos,  yanında aziz Athanasios, onunda sağında ismi silinmiş  muhtemelen aziz Nikolaos yer almaktadır. Aziz Baselios’un  solunda aziz Georgios Theologos,  yanında İskenderiyeli aziz Kyrillos  bulunmaktadır.

 

Anastasis sahnesi  
Yapının en önemli ve dikkat çekici yeri olan apsis yarım kubbesine yapılmıştır.  Grekçe bir sözcük olan anastasis, ‘diriliş’ demektir
Bizans sanatında ‘Anastasis’, İsa’nın ölümünden sonra,  yeraltındaki ölüler diyarına (Hades) giderek, kendinden önce yaşamış olan ve burada tutulan Eski Ahit peygamberlerini esir tutan Şeytan’ın elinden kurtarması, şeytanın buradaki krallığına son vermesi ve doğru insanları dirilterek göklere çıkartması olayıdır. Bu olay İncil’lerde yer almamaktadır.

Kariye parekklesionunda bu sahne bütün bir apsis yarım kubbesini kaplayacak biçimde betimlenmiştir. İsa, üçgen kompozisyon ortasında ayakta durmakta beyaz ışık saçan üzerinde sarı yıldızlar bulunan mandorlanın içindedir. İsa’nın ayakları altındaki karanlık bölümün içinde kırık kapı kanatları, zincir ve kilit parçaları görülmektedir ayrıca burada el ve ayaklarından zincirlenmiş koyu tenli bir figür yatmaktadır. Karanlık bölümün iki tarafında birer lahit yer alır. İsa, sağındaki lahitten Adem’i, solundaki lahitten ise Havva’yı ellerinden tutarak kendine doğru çekmektedir. Adem’in arkasında, içlerinde Eski Ahit peygamberlerinden Yahya, Davud ve Süleyman’ın bulunduğu bir grup, Havva’nın  arkasında ise Habil ve ruhban tunikleri  giyinmiş  yedi kişi durmaktadır. Adem ile Havva burada bütün insanlığı temsil etmektedir. Betimlenen sahnenin üst kısmında “Anastasis”  yazılıdır.

Mikhael
Kariye parekklesionunda apsis yarım kubbesindeki anastasis sahnesi, kubbesel tonozun üst duvarlarını kaplayan son yargı sahnesiyle birleşir. Bu iki sahnenin  sınırını oluşturan  geniş bema kemerinin  tam ortasında  iki sahneyi birleştiren  başmelek Mikhael’in  madalyon içindeki portresi bulunmaktadır. 1.21 m. Çapındaki bu madalyon, parekklasiondaki  en büyük madalyon portredir. Mikhael’in  sol elinde  tuttuğu kürede, “adil yargıç İsa”  anlamındaki Khristos Dikaios Krites sözcüklerinin baş harfi olan XDK harfleri  görülür. Sağ elinde bir asa tutmaktadır. Buradaki portre  son yargı sahnesiyle  bağlantılıdır çünkü  başmelek Mikhael’in bir görevide  yargılanan ruhları cennete  iletmesidir.

Diriliş sahneleri
Bema  kemerinin  kuzey tarafında, İsa’nın Nain’li dul kadının ölen oğlunu diriltmesi sahnesi yer almaktadır. İsa havarileriyle beraber Nain’e gider şehrin yakınında ki bir evden cenaze taşındığını görür, bu cenaze Nain’li dul bir kadının oğlunundur ve kadın oğlunun ardından ağlamaktadır. İsa kadına ağlama der ve tabuta dokunup “genç adam sana söylüyorum, kalk” der. Genç adam kalkar ve konuşmaya başlar. ( Luka, Bab7:11-15)
Bu sahnede  ayakta duran ve kolunu dul kadının oğluna doğru uzatmış  İsa, arkasında havarileri ile betimlenmiştir. Dört adamın taşıdığı tabutun içinde ise  dulun oğlu oturur durumda gösterilmiştir. Kompozisyonun üst tarafında “İsa dulun oğlunu diriltiyor” yazısı yer almaktadır.

Bema kemerinin güney tarafında ise, İsa’nın Jairius’un  kızını diriltmesini konu alan sahne yer almaktadır. İsa, Jarius’un evinde yatağında ölmüş olarak yatan kızının bileğinden tutarak yeniden hayata dönmesini sağlamıştır. Bu mucizeyle kız uzandığı yatağında doğrularak oturur. Etrafındaki insanlar ise bu mucize karşısında  şaşkınlıkla bakmaktadırlar.(Markos,Bap5:22-24,35-43)

İsa’nın arkasında altı havarisi, yatağın arkasında ise üç kadın durmaktadır. Ortada duran yaşlı adam Jarius’dur.

Mahşer
Parekklesionun  doğu tarafındaki kubbesel tonozda  yer alan yargı sahnesi  tüm üst duvarları ve tonoz örtüsünü kaplayan mahşer kompozisyonunun  merkezini oluşturmaktadır. Mahşer gününde, bütün insanlar yaşamları süresince  yaptıklarından  ötürü yargılanacağından ve bu yargının sonucuna göre ya cennette sonsuz ve mutlu bir yaşam sürecek ya da cehennemde acılar içinde  kıvranacaklarına ilişkin olarak  yazınsal kaynaklar bulunmaktadır. Mahşer  ve son yargı günü ile ilgili sahnelerin esas yazınsal kaynağı, Yuhanna’nın Vahiyi’nde bulunmaktadır. Burada, Göklerin bir rulo gibi  dürülmesi, yargı için kurulan  taht ve ruhların bunun önünde yargılanmaları, denizlerin ve karaların ölülerini vermeleri, ateş gölü, ölümün olmadığı ikinci yaşam anlatılmaktadır.

Deesis sahnesi  
Bizanslılar tanrılarına doğrudan ulaşmak yerine, tanrıya daha yakın buldukları ve tanrıya daha kolay ulaşabileceklerine inandıkları  kutsal kişilerin  aracılığı ile ulaşmayı tercih etmektedirler. Tanrı ile insan arasında aracı olarak görülen bu kutsal kişiler, rahip, piskopos olabileceği gibi özellikle Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında din uğruna ölen azizler (martyr), eski ahit peygamberleri, baş melekler, melekler ve Tanrı Anası Meryem (Theotokos) olabilmektedir. Öncelikle tanrı anası Meryem, Tanrı’ya en yakın insan olarak düşünülmektedir. Meryem’in şapeller, taşınabilir ikonalar, el yazması minyatürlerde ve özel yapıtlarda yer alması, duaları kabul edilen aracı olarak görüldüğündendir. Kariye parekklasionu en üstün arabulucu olan Meryem’e ithaf edilmiştir. Bizanslılar için Meryem’den sonra gelen ikinci önemli arabulucu İsa’nın gelişini bildiren ve onu vaftiz eden, aynı zamanda arkadaşı olan vaftizci Yahya’dır. İsa üzerinde, birisi ana, diğeri arkadaş olarak büyük etkiye sahip bu iki kutsal kişi Bizans sanatında “Deesis” olarak bilinen sahnede yan yana gelirler ve mahşer gününde tüm ölümlüler adına İsa’dan şefaat dilerler. Son yargı sahnesi kompozisyonunun orta yerinde  yargı tahtında oturan  İsa ve iki yanında, hafifçe İsa’ya dönük olarak ve dua eder pozda duran Meryem ve Vaftizci Yahya’dan oluşan Deesis son yargı gününde, Meryem ve Yahya’nın, bütün insanlık adına  İsa’dan  af dilemesini betimlemektedir. Son yargı sahnesinde, imparator giysileri içinde, Meryem ve Yahya’nın arkasında duran iki figür, baş melekler Mikhael ve Gabriel’dir. Onlarda Deesis sahnesine katılarak insanlık adına İsa’dan af dilemektedirler.
Deesis sözcüğü on dokuzuncu yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. En kutsal kişilerin mahşer gününde insanlar adına tanrıdan af dilemelerini gösteren Deesis sahneleri çok önemlidir.

Son yargı sahnesi
Doğu mekan  kubbesel tonozu bütünüyle kaplayan son yargı freskosunda, kompozisyon daireseldir. Dairenin merkezinde yani tonozun ortasında çok etkileyici bir “gökyüzünün dürülmesi” sahnesi, çevresinde ise daire biçiminde sıralanan “seçilmişlerin koroları” (Peygamberler korosu, havariler korosu, din şehitleri korosu, kutsal kadınlar korosu, azizler korosu, piskoposlar korosu) dizilmiştir. Tonozun ortasında, dürülen gökyüzünün bir melek tarafından taşınan rulosu 86 cm. çapındadır. Göz alıcı beyaz renkte boyanmış, altın yaldızlarla  bezenerek çarpıcı bir görünüm verilmiştir. Gökyüzü rulosu, zamanın sonunda göklerin dürülerek toplanacağını anlatmaktadır. Melek, tomar halinde dürdüğü gökleri, iki eli ile başının üzerinde taşımakta, sarılmakta olan  gökyüzü üzerinde ise  altın yaldızdan yıldızlar, ay ve güneş görülmektedir.
Yargılama sahnesinde, ortada tahtında oturan İsa’nın, sağında Meryem, solunda Yahya ayakta durmakta, her iki tarafta oturan havariler, İsa’nın hemen arkasında ise melekler topluluğu görülmektedir. Bu iki sahnenin etrafında seçilmişlerin korolarının bulunduğu dört bulut yer almaktadır.  İsa’nın tahtının altında sol tarafta, “Gel, ey Babamın sevgili kulu daha dünyanın kuruluşunda senin için hazırlanmış olan  cenneti al”, sağ tarafta “uzaklaş benden ey lanetlenen, şeytan ve onun melekleri için hazırlanmış olan sonsuz ateşe gir” yazılıdır. İsa’nın hemen alt kısmında tahtın hazırlanması sahnesi yer almaktadır. Burada basit bir taht üzerinde kapalı İncil,  iki yanda ise Kerubimler bulunmaktadır. Tahtın önünde diz çökmüş vaziyette Adem ve Havva betimlenmiştir. Tahtın hemen altındaki terazi  ruhları tartmaktadır. Terazinin altındaki küçük bir figür ile ellerinde defter tutmakta olan iki melek görülmektedir.

Terazinin diğer yanında İsa’nın ayakları dibinden başlayan  ateşten bir ırmak  pandantifte  görülen cehennemi yansıtmaktadır. Küçük figürler (şeytan) bazı ruhları cehenneme götürmektedir.
Tonozun güney batı pandantifinde, üste karalar, altta denizler betimlenmiştir. Yanlarda melekler, borularını yere ve denize doğru çevirmişlerdir. Karada ölüler mezarlarından çıkmakta, denizde balıklar insan organlarını ağızlarından çıkarmaktadırlar. Bu sahnede çok fazla bozulmalar oluşmuştur.

Kuzey batı pandantifte yer alan “melek ve bir ruh” freskinin, başmelek Mikhael tarafından takdim edilen Metokhites’in ruhu olduğu ileri sürülür. Kanatları açık bir melek, küçük, çıplak bir figürün(ruh) arkasında durarak, bir elini ruhun başının üzerini koymuştur.
Doğu taraftaki iki pandantifte “dilenci Lazarus ve  zengin adam” freskosu yer almaktadır. Dilenci  Lazarus’un  ruhunun, öldükten sonra bir melek tarafından  İbrahim’in kucağına verilmesi öyküsü betimlenmiştir. Ağaç tasvirleri içinde oturan yaşlı adam (İbrahim Peygamber) kucağında oturan küçük bir çocuk olarak betimlenmiş fakir lazarus’un ruhu, arkada ise ayakta duran çok sayıda ruhlar betimlenmiştir.

Güney doğu pandantifte Çıplak bir figür, alevler içinde oturmakta alt tarafta ağzı açılmış iki kese içinden altınlar saçılmaktadır. Burada dilenci Lazarus ile  bu dünyadaki yaşamında ona kötü davranan zengin adamın  öyküsü anlatılır. Öldükten sonra cehenneme konulan  zengin adam,  acılar içinde kıvranırken,  Lazarus  çiçeklerle dolu bir bahçede İbrahim peygamberin kucağında  görülür. Kubbesel tonozun kuzey doğu ve güney doğu  pandantifinde bulunan bu iki sahnede iyi olanlar ödüllendirilirken, kötüler cezalandırılmaktadır.
Doğu mekan, güney duvarı, sol taraftaki sahne dört bölüme ayrılmıştır. Her bölümde farklı renklerle cehennemin  bir azabı belirtilmiştir.  Sol üstte” dişlerin gıcırdaması”, sağ üstte “zifiri karanlık” , sol altta “ uyku bilmeyen kurtlar”, sağ altta “sönmeyen ateş”  sahneleri tasvir edilmiştir.

Eleousa Meryemi
Bema kemeri güney payede yer alan tasvirde,  tam insan boyundaki Meryem  dikdörtgen bir platformun üzerinde ayakta, kucağında çocuk İsa’ya doğru eğilerek şefkatle yanaklarını birleştirmiş olarak resmedilmiştir. Burada  ana ve oğul duygusallığı verilmiştir. Başlarının yanında Meryem ve İsa’nın  monogramları yer almaktadır.

Batı duvarı, girişin üzerinde ve batı kemerindeki freskodan günümüze çok küçük fragmanlar kalmıştır.

Seçilmişlerin cennete giriş sahnesi
Doğu mekan kuzey duvarında  yer alan kompozisyonda, orta kısımda,  üzerinde kılıç tutan bir kerubin olan kapı girişi tasvir edilmiştir. Sol tarafta Aziz Petrus elinde anahtar ve arkasında  seçilmişler grubu ile kapıya doğru ilerlemektedir. Kapının sağ tarafında, ağaç ve bitkilerle süslü cennet içinde ,elinde haç tutan “ iyi hırsızı”  içeriye davet etmektedir. Sol tarafta ise iki melek  arasında Meryem  yer almaktadır.

Ahit sandığının taşınması sahnesi
Doğu mekan güney duvarı sağ tarafta,  Ahit sandığının taşınması  tasvir edilmiştir. Üçgen prizma biçiminde,üzerinde sarı mor ve mermer taklidi şeritler olan Ahit sandığını omuzları üzerinde taşıyan dört rahip tasvir edilmiştir. Sahnenin sol üst tarafında “ve, Süleyman Tanrı’nın evini inşa ettiğinde zaman geldi, ve israil’in  yaşlılarını Sion’da topladı.Onlara, Tanrı ile yapılan ahitin  sandığını Davud’un şehri olan Sion’dan alınıp getirebileceğini  söyledi.Ve rahipler Tanrı ile  yapılan  ahitin sandığını  ve şahadet çadırını (tabernacle) aldılar” yazılıdır. Akasya ağacından içi ve dışı altın kaplama olan Ahit sandığı Tanrının buyrukları doğrultusunda Musa tarafından yapılmış, içinde Musa’ya indirilen üzerinde on emirin yazılı olduğu iki taş tablet bulunmaktadır.

PAYLAŞ