KARİYE MÜZESİ

BURADASINIZ: ANA SAYFA » MÜZE » ESERLER

DIŞ NARTEKS MOZAİKLERİ

İSA’NIN HAYATINI ANLATAN MOZAİKLER

25- Yusuf’un Rüyası ve Bethlehem’e Gidişi: Dış narteks kuzey duvarındaki lunette, üç ayrı sahne tasvir edilmiştir. Sahnenin sol tarafında Meryem elizabeth ile birlikte tasvir edilmiştir. Meryem Elizabeth’e “sen Allahın sevgili kulusun karnındaki çocukta kutsanmıştır.”(doğacak olan, Vaftizci Yahya’dır) Sahnenin sol alt köşesinde Yusuf, Meryem’in hamile olduğunu anlayınca düşünceli bir şekilde uykuya dalmış  vaziyette tasvir edilmiştir. Yusuf’a doğru yaklaşan bir melek, ondan ayrılmaması, Meryem’in Ruh-ül Kudüs (Kutsal Ruh) tarafından hamile bırakıldığı, insanlığı günahlarında arındıracak bir erkek çocuk dünyaya getireceği, adını da İsa koyacağı haberini vermektedir. Burada Meryem’in başının üzerinde “Tanrı Anası” anlamına gelen monogamları bulunmaktadır.  
Sağ taraftaki betimde ise dağlık bir yerde arkada Yusuf, ortada katır üzerinde Meryem, önde ise Yusuf’un oğlu tasvir edilmiştir. Burada nüfus sayımı için Bethlehem’e gidiş sahnesi görülmektedir.  Arka planda şehir tasvir edilmiştir. Tasvirli sahnede üstte “ve Yusuf , Nasıra şehri dışındaki Galile’den, Judaya’daki Bethlehem olarak adlandırılan Davud’un şehrine çıktı” altta ise “İşte Tanrının meleği O’na rüyasında göründü, dedi ki,Yusuf sen Davud’un oğlu, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma: çünkü kendisinde doğmuş olan Kutsal Ruhtur” yazılıdır.  

26- Valinin Önünde Vergi İçin Yapılan Nüfus Sayımı: Kuzey kısmın doğu lunetinde yer alan tasvirde, İmparator Augustus’un  tüm Roma Eyaletlerinde vergi için nüfus sayımı yapılmasını emretmesi üzerine, yapılan nüfus sayımı anlatılmaktadır.  Herkesin doğduğu şehirde yazılması gerektiğinden, Davud’un soyundan gelen Yusuf’un da ailesi ile birlikte nüfus sayımı için Bethlehem’e gidişleri tasvir edilmiştir. Suriye ve Filistin Valisi Cyrenius taht üzerinde oturur vaziyette, yanında  ise askeri bir  muhafız yer almaktadır. Valinin önünde elinde kılıç tutan sorguda görevli Romalı asker  ile kayıtları yapan bir katip, karşısında  hamile  olan Meryem’in  kaydını yapmaktadır. Çocuğun babası sorulduğunda Meryem sesiz kalmış, ancak arkasındaki Yusuf hemen cevap vererek çocuğun babasının kendisi olduğunu belirterek onu evlat olarak kabul etmiştir. Arkasında  üç oğlu görülmektedir. “… çünkü o, Davud’un evinden ve soyundandı… vergilendirmek için evleneceği karısı (nişanlısı) Meryem’le ki o gebeydi” yazılıdır.Meryem’in başının üzerinde “Tanrı Anası” anlamına gelen monogramı görülmektedir. 

27- İsa’nın Doğumu: Orta kısımda doğu kemer üzerinde İsa’nın doğum sahnesi yer alır. Nüfus sayımı için gittikleri Bethlehem’den dönüşleri sırasında, kalacakları handa boş yer bulamadıklarından, yolda Meryem’in doğum sancılarının başlaması üzerine Meryem bebeğini bir mağara da doğurmak zorunda kalır. Tasvirli sahnede doğum sonrasında Meryem battaniye üzerinde uzanır vaziyette dinlenirken, kundaklar içinde sarılı çocuk İsa gökten inen bir ışık huzmesi altında, bir eşek ve bir boğanın nefesleri ile ısıtılmaktadır. Meryem’in sağ arka kısmında bir grup melek, sol yanında ise haberci melek çobanlara seslenmektedir.
Mozaik panonun alt kısmındaki sahnede ise çocuk İsa’nın yıkanmasına hazırlık sahnesinde, bir kadın İsa’nın ilk banyo suyunu hazırlarken, diğer kadın ise İsa’yı kucağında tutmaktadır. Bu sahnenin yanında ise Yusuf  oturmuş, şaşkın bir vaziyette tasvir edilmiştir.  “Mesih’in doğumu” ve “Korkma: işte, size bütün insanlığa olacak, büyük sevincin iyi müjdesini getiriyorum.” yazılıdır.

28-A Doğu’lu 3 Kahin Kral Herod’un Huzurunda: Dış narteks güney kanadının ilk doğu lunetinde 2 bölümlü bir tasvir bulunmaktadır. Sol kısımda atları ile Beytülrahim yıldızını takip eden 3 Kahin kralın(Baltazar,Gaspar,Melkior) Kudüs’e gelerek, “Yahudilerin Kralı olarak doğan nerdedir? Çünkü doğuda onun yıldızını gördük, ona ibadet etmek için ve hediyelerini vermek geldik” şeklindeki sözlerinin Kral Herod tarafından duyulması üzerine, Kral Herod, baş papaz ve katiplerinden bu konu ile ilgili bilgi ister.  Yeni doğan bu çocuğun Bethlehem’de olduğunu öğrenmesi üzerine 3 kahini çağırarak, kendisininde bu peygambere ibadet edeceğini söyler ve peygamberi onun için bulmalarını ister. 
3 kahin yeni doğmuş İsa’yı bularak,  onun ilk ibadet edenleri olurlar. Kahinler Kral Herod’un kötü niyetini anladıklarından dolayı, İsa’nın nerede olduğu hakkında bilgi vermeden evlerine dönerler. Bu durum karşısında kandırıldığını anlayan Kral Herod, askerlerine Bethlehem’de bulunan ve iki yaşına kadar her erkek çocuğunun öldürülmesi emrini verir. Tasvirli sahnede  mimari bir yapı önünde taht üzerinde oturan Kral Herod bir elinde asa tutarken diğer elini karşısında duran kahinlere uzatır vaziyettedir. Kralın arkasında bir muhafız, karşısında ayakta duran 3 kahin vardır. Soldaki uzun sakallı kahinin elinde İsa’ya sunulmak üzere içinde hediye olan bir kutu bulunmaktadır. Kutunun içinde bir tanrıya ilk kez sunulacak manevi semboller olan mür, tütsü ve altın bulunmaktadır.Tasvirli sahnede “ Ve işte doğudan Kudüs’ e bilge adamlar geldi, dediler ki, Yahudilerin Kralı olarak doğan nerede” yazılıdır.

28-B Doğu’lu 3 Kahin Kralın ülkelerine geri dönmesi: Dış narteksten par ekklesiona açılan doğudaki iki kemerin arasında, hediyelerini sunan kahin kralların ülkelerine dönmeleri anlatılmakta, ancak sahne oldukça tahrip olduğundan, sadece şaha kalkmış bir atlı figürü görülebilmektedir.  
                                                                                                                                          

29- Herod’un Soruşturması: Dış narteks güney kanadının  ikinci doğu lunetindeki tasvir kısmen harap olmuştur. Burada sadece Kral Herod ve arkasındaki muhafız betimi görülebilmektedir.  3 kâhinden yeni kralın doğduğu haberini alması üzerine Kral Herod, rahip ve katiplerden bu olayın Bethlehem’de gerçekleşeceğini öğrenir. Onun arkasında ise bir muhafız beklemektedir. Tasvirli sahnede “Ve, o tüm baş rahipleri ve halkın din bilginlerini (yazıcılarını) topladığında, onlara Mesih’in nerede doğacağını sordu”   işte” yazılıdır.

30- Mısır’a kaçış: Dış narteksin parekklesiona uzanan iç kısmındaki mozaikler günümüze tam olarak gelememiştir.  Bu bölümüm güney duvardaki lunette ise Herod’un İsa’ya zarar vereceğini rüyasında gören Yusuf’un kutsal aileyi Mısıra kaçırması anlatılmıştır. Burada “Mısır’a kaçış” yazılıdır.

31-32 Katliam’ın Emredilmesi: Dış narteks, güney kanadı, güney lunetinde, doğulu kahinlerin bebek İsa’yı bularak hediyelerini sunduktan sonra ülkelerine dönmeleri üzerine, Kral Herod, Bethlehem ve civarında ki 2 yaşına kadar olan erkek bebeklerin katliamını emrediyor. Solda taht üzerine oturan Kral Herod, arkasında iki muhafız, karşısında ise 3 asker yer alırken, panonun sağ kısmında ise, çocukların askerler tarafından öldürüldüğü katliam sahnesine yer verilmiştir. Bir anne karnı deşilen çocuğuna bakamıyor diğeri ise çocuğunu saklamaya çalışırken görülmektedir.  Mozaikli sahnede  “Sonra Herod, bilginler tarafından alaya alındığını gördüğünde, çok kızdı ve dışarı yolladı ve Bethlem’deki ve bunların bütün kıyılarındaki iki yaş ve altındaki bütün çocukları öldürdü” yazılıdır. 

33- Yas Tutan Anneler: Dış narteksin güney kanat, 2. bölüm batı kemerinde, günümüze tam olarak gelemeyen mozaik tasvirde, çocukları öldürülmüş anneler bir arada oturarak, ölen çocuklarının yasını tutmaktadır. Tasvirli sahnede, “Rama’da bir ses duyuldu, ağıt ve ağlama ve büyük yas” yazılıdır.

34- Elizabet ve Yahya’nın katliamdan kaçışı: Dış narteksin güney kanat, birinci kısımdaki batı kemerinde, Azize Elizabeth, kucağında oğlu Vaftizci Yahya ile dağda bir mağaraya sığınmaları betimlenirken, sol tarafta ise, bir asker bir elinde kılıç, diğer elinde kılıcının kını  ile onlara doğru koşarken tasvir edilmiştir. Elizabeth ve oğlu, mucize eseri olarak mağaranın girişinin bir kaya ile kapanması sayesinde katliamdan kurtulmuştur. Mozaikli sahnede “Elizabet’in kaçışı”yazılıdır.

35- Kutsal Ailenin Mısır’dan, Nasıra’ya Dönüşü: Dış narteksin batı duvarda, pencerelerin üzerindeki kemerlerde, tasvirli sahnede, Kral Herod’un katliamından kaçarak, Mısır’a giden Kutsal Ailenin Mısır’dan , Nasıra’ya dönüşü anlatılmıştır. Sol tarafta uyur durumdaki Yusuf’a yaklaşan bir melek Kral Herod’un öldüğü, yerine oğlu Arhelaos’un geçtiği bilgisini vererek, artık geri dönebileceklerini söylemektedir. Diğer sahnede ise, Önde Yusuf, Çocuk İsa’yı omzunda taşırken, arkada Meryem, onun arkasında ise, üzerinde yük olan bir eşeği çeken Yusuf’un oğlu bulunmaktadır. Tasvirin en sağında Nasıra Kenti görülmektedir. “Tanrının rüyadaki uyarısıyla, Galile’nin parçasında bir kenara çekildi ve Nasıra denilen şehre geldi ve oturdu” yazılıdır. Meryem’in başının üstünde “Tanrı Anası”, İsa’nınkinde ise “İsa Mesih” anlamına gelen monogramlar görülmektedir. 

36- İsa’nın Fısıh Bayramı İçin Kudüs’e Götürülmesi: Dış narteksin batı duvarındaki son kemerin üzerinde kutsal aile geleneksel olarak her yıl fısıh bayramında dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kudüs’e gitmektedir. İsa’nın gençlik yıllarına ait olan bu sahnede İsa 12 yaşındayken fısıh bayramı için gidilen Kudüs’ten geri dönüşte kayıp olduğu anlaşılınca, Yusuf ve Meryem Kudüs’e geri dönerek, Üç gün boyunca şehirde İsa’yı  aramış, onu bir tapınakta  kendisine sorular soran ve dinleyen  din adamları ve katipler  arasında bulmuşlardır. Onun anlatıları ve sorulara verdiği cevaplar karşısında herkes şaşırmıştır. Sahnede en arkada Meryem, onun önünde Yusuf’un iki oğlu ve İsa, en önde ise Yusuf  yer alır. Yusuf’un sağında ise Kudüs kenti betimlenmiştir.
Kariye’de İsa’nın sakalsız ve gençlik dönemine ait görülebilen son sahne olması bakımından ilginçtir. Sahnede “Ve onun ana- babası her yıl Fısıh Bayramında Kudüs’e giderlerdi” yazmaktadır.
Kemerdeki  madalyonlar içinde  Anempodistus, Epideforous, Alphonius, Achidinus ve Pegasius  gibi belirli azizler tasvir edilmiştir. Bu mozaik panolar farklı sanatçılar tarafından yapıldığından bazıları sanatsal açıdan zayıftır. Meryem’in başının üstünde “Tanrı Anası”, İsa’nınkinde ise “İsa Mesih” anlamına gelen monogramlar görülmektedir. 

37- İsa’nın Gençlik Dönemi Mozaikleri: Dış narteksin kuzey kanadı, doğu tonozundaki mozaiklerin çoğu günümüze gelmemiştir. Mevcut mozaik kalıntılarından anlaşıldığı üzere bu kısımda İsa’nın çocukluk ve gençlik dönemini anlatan sahneler olmalıdır. Sağlam kalan tasvirde İsa’nın tapınakta, tıp âlimlerinin arasında geçirdiği gençlik günlerine yer verilmiştir. 

38- Vaftizci Yahya- İsa ve Şeytan: Kuzeydeki ilk tonozda, orta kısımda dekoratif bir madalyon yer almaktadır. Konular madalyonun etrafında tasvir edilmiştir. Tonozun kuzey kısmında İsa’nın vaftiz sahnesi anlatılır. Şeria(Ürdün) nehrinin kıyısında Vaftizci Yahya arkasındaki kalabalık topluluğa, önünde duran İsa’yı tanıtmaktadır. Burada İsa’nın yanında iki havari betimlenmiştir. İsa’dan kısa bir süre önce doğan Vaftizci Yahya, Şeria(Ürdün) nehrinde insanları vaftiz edip tövbe ettirerek günahlarından arındırmak için davette bulunmaktadır. Yahya kendisine “peygamber sen misin?”  diye soranlara “peygamber ben değilim ancak onun(İsa) öncesinde görevlendirildim. Sizleri ben tövbe için su ile vaftiz ediyorum, ancak benden sonra gelen o, benden çok daha yüce, ben onun yerinde olmayı hak etmem, o sizi kutsal ruh ve ateş ile vaftiz edecektir.” diye cevap verir. İsa davete uyarak Şeria(Ürdün) nehri yakınlarına gelir ve İsa tarafından vaftiz olmak isteyen Yahya’nın tüm ısrarlarına rağmen İsa’nın kendisi vaftiz edilir. Bu sırada gökyüzünden kutsal ruh bir güvercin şeklinde inerek İsa’nın başına konar. Bu sırada gökten “İşte bu, Allahın sevgili oğludur…”sesi duyulur. İşte bu olayla İsa ilk kez insanlara bir Mesih olarak tanıtılmıştır. Nehrin içindeki kuşun yılanı öldürmesi insanların günahlarından arınmasını temsil etmektedir. Tasvirli sahnede “Hakkında söylediğim odur, benden sonra gelen, benden ileridir, çünkü benden öncedir” ibareleri ile “Aziz John, müjdeci” ve İsa Mesih” monogramları yazılıdır.
İsa,  Vaftiz edilişinden sonra, şeytan tarafından yoldan çıkarılarak, günaha davet edilmeye çalışılır. İsa kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra, şeytanın kendisini yoldan çıkartma çabalarına karşı gelir. İsa’nın şeytan tarafından suça teşvik edildiği sahnede şeytan kanatlı, siyah ve çirkin bir yaratık olarak görülmektedir. Figürlerin üzerindeki yazılar olayları anlatmaktadır.
İlk sahnede, Şeytan açlık hisseden İsa’ya bir taş uzatarak “eğer tanrının oğluysan bunu ekmek yap ye der” İsa Şeytan’a “insan yalnız ekmekle yaşamaz tanrının sözüyle yaşar” der. Burada altta “Eğer Tanrının oğluysan, bu taşlar ekmekten olsun” yazılmıştır.  Üstte ise “insan sadece ekmekle yaşamaz, ancak Tanrının ağzından çıkan her sözle yaşar” yazılıdır.
Buradaki ikinci sahnede şeytan kendisine tapmasını ister ve tapınağın damına çıkartarak oradan atlamasını emreder. İsa da Tanrının ona meleklerini yollayacağını meleklerin onu sağ salim aşağıya indireceğini söyleyerek şeytanı yine red eder. Buradaki yazıda altta “sonra şeytan, onu kutsal şehre çıkardı” aşağıda ise “Eğer sen Tanrının oğluysan kendini aşağıya at” yukarda ise “Arkama geç (çekil), şeytan” yazılıdır.   
Üçüncüsünde, şeytan İsa’ya, dünyanın bütün güzelliklerini bütün saltanatları göstermek için onu yüksek tepeye çıkararak, “önümde diz çök  bütün bunların hepsi senindir” der. İsa yine şeytanı red eder ve “uzaklaş benden ey lanetlenen, seni dinlemeyeceğim. Bir gün sende Tanrıya secde edeceksin” diyerek şeytanın sınavından başarıyla geçer. Burada “Sana bütün şeyleri vereceğim, eğer yere kapanır, bana tapınırsan” ibareleri ile, “Tanrının Rabbine özenmeyeceksin” yazılıdır. Bu sahnelerde İsa’nın halesi yanında “İsa Mesih” monogramları görülmektedir.

İSA’NIN MUCİZELERİNİ ANLATAN MOZAİKLER:

39-Kana Düğünü Mucizeleri: Ana girişin üstündeki tonozun ortasında günümüze tam olarak gelemeyen mozaik tasvirde düğündeki ziyafet sahnesinin bir kısmı görülmektedir. Sağlam kalan diğer mozaiklerde ise İsa’nın ilk mucizelerine yer verilmiştir. Bunlardan kuzey yönünde bir boğanın kurban edilmesi ve küplere su doldurulması, güney yönünde ise boş ve dolu ekmek sepetleri görülmektedir.

39-A Şarabın Çoğaltılması: İsa’nın insanlar önündeki ilk mucizesi olan suyun şaraba dönüştürülmesi ile ilgili olan bu sahnede İsa, annesi Meryem ve havariler, Galile’deki Kana kentinde bir düğüne giderler. Düğünde şarabın bittiğini öğrenen Meryem, İsa’ya giderek şarapların bittiğini söyler. İsa, düğündeki hizmetkarlara evdeki altı su küpünü su ile doldurmalarını ve elindeki şarap dolu bardağı su dolu küplere boşaltmasını ister. Daha sonra şaraba dönüşen bu sulardan bir kısmını düğünde olan valiye götürmelerini söyler. Vali şarap dolu kadehi içtiğinde gelin ve damada şimdiye kadar düğündeki en güzel şarabın bu olduğunu, daha önceden neden ikram etmeyip sakladıklarını söyler. Hizmetkarlara düğündeki herkese bu şaraplardan dağıtılmasını söyler. Bu mucizevi olaydan sonra buradaki tüm insanlar İsa’ya iman ederler. Tasvirli sahnede, hizmetkarlardan biri küplerden birine su koyarken, sağda bir hizmetkar omzunda taşıdığı bir amphora ile yaklaşmakta, vali ise elinde şarap kadehi tutarken, İsa’nın yanında Meryem ve havarilerden ikisi gözükmektedir.

39-B Ekmeklerin Çoğaltılması: Boş ekmek sepetlerinin görüldüğü tonozun güneydoğu yönündeki bu sahnede İsa iki kişinin kendisine getirdiği ekmekleri vermelerini ister. İsa diğer insanların yiyeceği olmadığını bildiği için kutsamış olduğu bu ekmekleri kırarak yanındakilere verir ve herkesin kendisi gibi yapmasını ister.

39-C Ekmeklerin Çoğaltılması: Tonozun güneybatı pandantifindeki sahnede ise 12 ekmek sepetinin doldurulduğu ve  düğüne gelen beş bin kişinin bu sayede doyurulabildiği anlatılmaktadır.           

40- İsa’nın Mucizeleri, cüzamlı hasta(Dış narteks): Sahnenin tamamen tahrip olduğu güneydeki ilk  tonozda İsa su üzerinde yürürken tasvir edilmiş, tonozun doğu kısmında cüzamlı bir hastanın ayağı görülebilmektedir.

41-A Capernaum’lu felçli hasta(Dış narteks): Güneydeki ilk tonozda mozaiklerin büyük bir kısmı günümüze gelmemiştir. Bu kısımda ortada dekoratif bir madalyon, güneyinde ise yatakta  betimlenen Capernaum’lu bir felçlinin İsa tarafından iyileştirilmesi betimlenmiştir. İsa, Sebt günü için Capernaum’a döndüğünde, O’nun burada Havari Petrus’un evinde kaldığını öğrenen insanlar bulunduğu yere akın etmiştir. Ancak felçli bir adam oraya tek başına gidemediği için, kendisi dört kişinin taşıdığı bir yatakla İsa’nın yanına getirilir. Tasvirli sahnede, Felçli hastanın baş kısmında 4 kişi, İsa’nın yanında ise Havari Petrus ve diğerleri görülmektedir. Tasvirli sahnede “Koyun havuzundaki Mesih, felçliyi yatağından sözleri ile kaldırır” ve “Senin günahların sana affedildi” ibareleri yazılıdır.  Bu sahnenin yan tarafında günümüze tam olarak gelemeyen mozaik tasvirde “Mesih ödemli adama şifa verir” yazısı okunabilmektedir.

41-B Aynı tonozun kuzeydoğu pandantifinde İsa dua eden felçli hastanın inancını görür ve O’na günahlarının affedildiğini söylemesi üzerine, bazı rahiplerin içlerinden günahların ancak Tanrı tarafından affedileceğini düşünmelerini, İsa hisseder ve felçli hastaya kalkmasını, yatağını alarak evine gitmesini söyler. Felçli adam uzandığı yerden kalkarak, yatağını sırtına aldığında, etrafındaki kalabalık hayrete düşerek, Tanrıya şükrederler.

42 -Samiriyeli Kadın (Dış narteks): Tonozun kuzeybatı köşesinde ise bir kuyunun başında İsa ve Samiriyeli bir kadın görülmektedir.(Havariler yemek almaya gittikleri için İsa tek başına bir kuyunun yanında otururken, su çekmek için kuyuya Samiriye’li bir kadın gelir.) Kadın,  içmek için su isteyen İsa’ya, “Nasıl olur, sen bir Yahudi olarak benden su içmek istersin, çünkü ben Samiriye’li bir kadınım der. İsa ise eğer Tanrının armağanını ve bana içecek ver diyenin kim olduğunu bilseydin , o sana yaşam suyunu verirdi, der. Samiriye’li Kadın ise, su çekmek için gerekli malzemenin olmadığını, kuyunun çok derin olduğunu bu nedenle yaşam suyunu nasıl bulacağını, ayrıca bu kuyuyu veren ve buradan kendisi ve hayvanlarının su ihtiyacını karşılayan Yakub’dan daha mı yücesiniz der, İsa’ya . İsa ise sudan kim içerse yeniden susar, ancak kim benim vereceğim sudan içerse bir daha asla susamaz, ayrıca ona vereceğim su, sonsuz hayata açılan kuyudan olacaktır, der. Samiriye’li kadın ise Mesihin geleceğini ve kendilerine her şeyi söyleyeceğini demesi üzerine İsa,  kadına, kendisinin Mesih olduğunu söyler. Bu tasvirli sahnede “Mesih’in Samiriye’li Kadın ile konuşması” yazılıdır. 

43- İsa’nın Bir Kör ve Dilsizi İyileştirmesi (İç narteks): Kubbenin güney-batı pandantifinde, İsa’nın yanında Havari Petrus yer alır. İsa karşısında duran kör ve dilsizi iyileştirirken tasvir edilmiştir. Burada “kör ve dilsiz adama Mesih’in şifası” yazılıdır. 
İsa’nın İki Kör Adamın İyileştirmesi (İç narteks): Kubbenin kuzey-batı pandantifinde, İsa’nın yanında Havari Petrus yer alır. İsa’nın ağaçlık bir yerde oturan iki kör adamı iyileştirme sahnesine yer verilmiştir.  Burada “İki kör adama Mesih’in şifası”  yazılıdır. 
Petrus’un Kayınvalidesinin İyileştirilmesi (İç narteks): Kubbenin kuzey-doğu pandantifinde, İsa’nın bir yatak üzerinde yarı uzanır durumda olan Havari Petrus’un kayınvalidesini iyileştirme sahnesine yer verilmiştir. İsa’nın karşısındaki havari Petrus, arkasında ise diğer havariler gözükmektedir.   Burada Petrus’un Kayınvalidesine Mesih’in şifası”  yazılıdır. 
Şifa Arayan Kanamalı Kadın (İç narteks): Kubbenin güney-doğu pandantifinde, çok uzun yıllardan beri kan kaybından hasta olan bir kadının, İsa’nın arkadan eteklerine sarılarak şifa bulması konu edilmiştir. Tasvirli sahne açık bir alanda, etrafta ise  mimari yapılar ile inananlar grubu görülmektedir. Burada “Kan sorunlu kadına Mesih’in şifası” yazılıdır.

44- Kolu Hasta Gencin İyileştirilmesi (İç narteks): Kemerin doğu tarafında, kolu kurumuş olan bir hastanın, İsa’ya kolunu uzatarak şifa isterken tasvir edilmiştir. İsa havraya girdiğinde, burada sağ kolu hasta olan bir adamı görmesi üzerine, hastayı yanına çağırır ve havradaki kalabalığa seslenir. İsa kalabalığa, Pazar günleri iyilik veya kötülük yapmak yasal mıdır, hayat kurtarmak veya yıkmak diye sorar. Kalabalıktan hiçbir cevap gelmez. İsa, bunun üzerine sağ kolu kurumuş olan adama kolunu uzatmasını isteyerek,  onu iyileştirir. Tasvirli sahnede, “Kurumuş Kollu Hastaya Mesih’in şifası” yazılıdır.
Cüzamlı Bir Hastanın İyileştirilmesi (İç narteks): Kemerin batısındaki mozaik tasvir kısmen tahrip olmuştur. Burada, cüzzamlı bir hasta İsa’dan hastalığı için şifa isterken tasvir edilmiştir. Hasta adam, İsa’dan kendisini iyileştirmesini istemesi üzerine, İsa cüzamlı hastaya dokunarak onu iyileştirmiştir. Cüzamlı adamın, mimari bir yapı önünde sadece peştamal giymiş ve vücudunun bir kısmı açıkta bırakılmış ve üstündeki noktalarla cüzzamlı olduğu belirtilmiştir. Mozaikli sahnede İsa ve arkasındaki havarilerin ise gövdelerinin üst kısımları günümüze gelmemiştir. Tasvirli sahnede, “Cüzamlıya Mesih’in şifası” yazılıdır.

45- İsa’nın Zakkay’ı Çağırması: Rüşvet alarak haram yoldan para kazanan Zakkay, şehre gelen İsa’yı daha iyi görebilmek için incir ağacına çıkar. Kalabalığa rağmen Zakkay’ı fark eden İsa, onu yanına çağırarak günahlarını bağışlar. Zakkay’da servetinin yarısını fakirlere bağışlayarak din için hizmet eder.

46-İsa’nın sakatları iyileştirmesi (iç narteks): İç narteks güney bölümün batı lunetinde yer alan sahnede, sol tarafta üç havari ile birlikte İsa, karşısında ise  bir kısmı oturur vaziyette kadınlı, erkekli, çocuklu bir grup tasvir edilmiştir. Burada İsa tarafından kalabalık bir grubun iyileştirilmesi sahnesine yer verilmiştir. Tasvirli sahnede, , “ Birçok hastalıktan dertlilere Mesih’in şifası” ile “Mesih’in şifası…” ibaresinin devamı okunamamaktadır.

DIŞ NARTEKSTEKİ MEZAR NİŞLERİ (Arkosolyum)

Batı duvarı kuzey aksta yer alan ikinci niş meazar nişidir(A). Lahit kapağı seviyesinin üzerinde buraya defnedilen kişilerin fresko resimleri yapılmıştır. Sahnede sol tarafta koltukta oturur vaziyette ve onun önünde ise ayakta duran iki figür yer almaktadır. Muhtemelen bu mezar nişi buraya defnedilen saraya mensup soylu bir aileye ait olmalıdır. Freskonun üst kısmı tahrip olmuştur.  

Batı duvarı güney aksta yer alan ilk niş meazar nişidir(B). Lahit kapağı seviyesinin üzerinde buraya defnedilen kişilerin kısmen korunmuş fresko resimleri bulunmaktadır. Sahnede yan yana ayakta durur vaziyette resmedilmiş üç figür yer alır. Uzun saray kostümleri (kaftan) giyen figürlerin sağ ve soldakinin kostümlerinin üzerinde palaelogoslara ait monogramlar işlenmiştir. Ortadakinin ise bir çocuk olduğu sanılmaktadır. Freskonun üst kısmı tahrip olmuştur.

Batı duvarı güney aksta yer alan ikinci niş meazar nişidir(C). Lahit kapağı seviyesinin üzerinde buraya defnedilen kişilerin kısmen korunmuş fresko resimleri bulunmaktadır. Freskonun alt kısmı korunmuş, üst kısmı tahrip olmuştur. Sahnede saray kostümleri içinde yan yana ayakta durur vaziyette resmedilmiş üç figür yer alır. Ortadaki figürün elbisesinin üzerinde Palaelogoslara ait monogramlar işlenmiştir. Bu mezar Saray ailesine mensup İrene Raoulaina Palaelogos’a aittir. Mezar nişinin yan duvarlarında  boydan, dini kostümler içinde sağda bir kadın solda ise bir erkek figürü tasvir edilmiştir. Niş kemerinin üstünde ortada mandorla içinde Blachernitissa tipinde Meryem tasvir bulunmaktadır. Bu tasvirin iki yanında madolyanlar içinde solda büst şeklinde ilahi (hymnograph) yazarlarından Maiuma’lı Aziz Kosmas, sağda Aziz John Damaskenos yer almakta, ellerindeki kağıtlarda  ise ölüme ilişkin sözler yazılıdır.

DIŞ NARTEKS LUNET VE PENCERE KEMERLERİNDEKİ TASVİRLER

Yapının dış narteks lunet ve pencere kemerlerinde yuvarlak madalyonlar  içersinde Azizlerin tasvirlerine yer verilmiştir. Ayrıca dört ana kemerde boydan  tasvir edilen azizler bulunmakta olup kuzeydeki kemerin doğu kısmında, genç aziz Andronikos ayakta, üzerinde tören kıyafeti ile elinde haç tutarken tasvir edilmiştir.  Bu aziz Roma İmparatoru Diocletian (M.S.284-305) döneminde,  işkence görmüş ve aziz ilan edilmiştir. Burada “Kilikyalı Andronikos” yazılıdır.

Kemerin batı kısmında ise Kilikya’dan gelmiş,  orta yaşlı bir asker olan Aziz Tarakhus ayakta, üzerinde tören kıyafeti ile elinde haç tutarken tasvir edilmiştir.   B u aziz de Roma İmparatoru  Diocletian (M.S.284-305) döneminde  işkence görmüş ve aziz ilan edilmiştir. Burada “Kilikyalı Tarakhus ” yazılıdır.

Girişin kuzeyindeki ikinci kemerin doğusunda muhtemelen Kapadokyalı Georgios, batısında ise tanımlanamayan bir aziz figürü bulunmaktadır. Aziz Georgios 3.yy.’ın sonlarına doğru doğmuş, Roma İmparatoru Diocletian (M.S.284-305) döneminde Hıristiyan olduğu anlaşılınca işkence görmüş ve idam edilmiştir.

Girişin güneyindeki ilk kemerin doğusunda muhtemelen Selanikli Demetrios, batısında ise  tanımlanamayan bir aziz yer almıştır. Demetrios’ta Roma İmparatoru Maksimian (235-238) Selanik’e geldiğinde Hıristiyanlar arasında gördüğü Demetrios’a ölüm cezası vermiştir. Bu nedenle kemerlerde yer alan azizler karşılıklı birbirlerinin yüzlerine bakar durumda betimlenmişlerdir.
Girişin güneyindeki ikinci kemerin doğusunda ve batısındaki aziz tasvirleri tanımlanamamaktadır.
Dış narteks doğu duvarındaki panolardan kuzey taraftaki ilk panoda, Hodegetria Meryemi, ikinci panoda Anna kucağındaki çocuk Meryem’le,  batı duvarında ise ilk panoda Yoahim betimlenmiştir. Güney taraftaki doğu duvardaki ilk panoda muhtemelen vaftizci Yahya tasvir edilirken, ikinci panoda ise herhangi bir figür bulunmamaktadır.

PAREKKLESİON

Kiliselerin doğu ucunu belirleyen apsis, litürji ve kilise sembolizmi açısından dinsel yapıların en önemli yeridir. Kariye parakklesionu dikdörtgen planlı, batıdan doğuya doğru, kubbe - kubbesel tonoz, apsis yarım kubbesinin ritmik dizilişi ve alt duvarlarda yer alan martyrlerin sıralanışı ile güçlendirilerek, görsel olarak da uzunlamasına etkisi ağır basan bir yapı olmuştur.

Mezar arkosolyumlarındakilerin dışında şapelin tüm freskoları, Theodoros Metokhites tarafından 1320– 1321 tarihleri arasında, nef ve nartekslerdeki mozaiklerin tamamlanmasının hemen ardından yaptırılmıştır.
Mezar arkosolyumunun duvarlarını süsleyen freskolar ve portreler ise, sahipleri bu mezarlara gömüldükçe yapılmışlardır.

Apsis duvarında yer alan piskopos figürleri
Piskopos figürleri gerçek insan boyutlarında yapılmış, kendi içlerinde önem sırasına göre sıralandırılmışlardır. Piskopos giysili olan bu azizlerin başlarının yanında adları yazılı, ellerinde ise kapalı kitap tutmaktadırlar. Bizans litürjisinin kurucuları olan iki piskopos aziz ortada yer alır. Orta sağ tarafta Aziz Basileos, onun sağında aziz Ioannes Khrysostomos,  yanında aziz Athanasios, onunda sağında ismi silinmiş  muhtemelen aziz Nikolaos yer almaktadır. Aziz Baselios’un  solunda aziz Georgios Theologos,  yanında İskenderiyeli aziz Kyrillos  bulunmaktadır.

Anastasis sahnesi  
Yapının en önemli ve dikkat çekici yeri olan apsis yarım kubbesine yapılmıştır.  Grekçe bir sözcük olan anastasis, ‘diriliş’ demektir
Bizans sanatında ‘Anastasis’, İsa’nın ölümünden sonra,  yeraltındaki ölüler diyarına (Hades) giderek, kendinden önce yaşamış olan ve burada tutulan Eski Ahit peygamberlerini esir tutan Şeytan’ın elinden kurtarması, şeytanın buradaki krallığına son vermesi ve doğru insanları dirilterek göklere çıkartması olayıdır. Bu olay İncil’lerde yer almamaktadır.

Kariye parekklesionunda bu sahne bütün bir apsis yarım kubbesini kaplayacak biçimde betimlenmiştir. İsa, üçgen kompozisyon ortasında ayakta durmakta beyaz ışık saçan üzerinde sarı yıldızlar bulunan mandorlanın içindedir. İsa’nın ayakları altındaki karanlık bölümün içinde kırık kapı kanatları, zincir ve kilit parçaları görülmektedir ayrıca burada el ve ayaklarından zincirlenmiş koyu tenli bir figür yatmaktadır. Karanlık bölümün iki tarafında birer lahit yer alır. İsa, sağındaki lahitten Adem’i, solundaki lahitten ise Havva’yı ellerinden tutarak kendine doğru çekmektedir. Adem’in arkasında, içlerinde Eski Ahit peygamberlerinden Yahya, Davud ve Süleyman’ın bulunduğu bir grup, Havva’nın  arkasında ise Habil ve ruhban tunikleri  giyinmiş  yedi kişi durmaktadır. Adem ile Havva burada bütün insanlığı temsil etmektedir. Betimlenen sahnenin üst kısmında “Anastasis”  yazılıdır.

Mikhael
Kariye parekklesionunda apsis yarım kubbesindeki anastasis sahnesi, kubbesel tonozun üst duvarlarını kaplayan son yargı sahnesiyle birleşir. Bu iki sahnenin  sınırını oluşturan  geniş bema kemerinin  tam ortasında  iki sahneyi birleştiren  başmelek Mikhael’in  madalyon içindeki portresi bulunmaktadır. 1.21 m. Çapındaki bu madalyon, parekklasiondaki  en büyük madalyon portredir. Mikhael’in  sol elinde  tuttuğu kürede, “adil yargıç İsa”  anlamındaki Khristos Dikaios Krites sözcüklerinin baş harfi olan XDK harfleri  görülür. Sağ elinde bir asa tutmaktadır. Buradaki portre  son yargı sahnesiyle  bağlantılıdır çünkü  başmelek Mikhael’in bir görevide  yargılanan ruhları cennete  iletmesidir.

Diriliş sahneleri
Bema  kemerinin  kuzey tarafında, İsa’nın Nain’li dul kadının ölen oğlunu diriltmesi sahnesi yer almaktadır. İsa havarileriyle beraber Nain’e gider şehrin yakınında ki bir evden cenaze taşındığını görür, bu cenaze Nain’li dul bir kadının oğlunundur ve kadın oğlunun ardından ağlamaktadır. İsa kadına ağlama der ve tabuta dokunup “genç adam sana söylüyorum, kalk” der. Genç adam kalkar ve konuşmaya başlar. ( Luka, Bab7:11-15)
Bu sahnede  ayakta duran ve kolunu dul kadının oğluna doğru uzatmış  İsa, arkasında havarileri ile betimlenmiştir. Dört adamın taşıdığı tabutun içinde ise  dulun oğlu oturur durumda gösterilmiştir. Kompozisyonun üst tarafında “İsa dulun oğlunu diriltiyor” yazısı yer almaktadır.

Bema kemerinin güney tarafında ise, İsa’nın Jairius’un  kızını diriltmesini konu alan sahne yer almaktadır. İsa, Jarius’un evinde yatağında ölmüş olarak yatan kızının bileğinden tutarak yeniden hayata dönmesini sağlamıştır. Bu mucizeyle kız uzandığı yatağında doğrularak oturur. Etrafındaki insanlar ise bu mucize karşısında  şaşkınlıkla bakmaktadırlar.(Markos,Bap5:22-24,35-43)

İsa’nın arkasında altı havarisi, yatağın arkasında ise üç kadın durmaktadır. Ortada duran yaşlı adam Jarius’dur.

Mahşer
Parekklesionun  doğu tarafındaki kubbesel tonozda  yer alan yargı sahnesi  tüm üst duvarları ve tonoz örtüsünü kaplayan mahşer kompozisyonunun  merkezini oluşturmaktadır. Mahşer gününde, bütün insanlar yaşamları süresince  yaptıklarından  ötürü yargılanacağından ve bu yargının sonucuna göre ya cennette sonsuz ve mutlu bir yaşam sürecek ya da cehennemde acılar içinde  kıvranacaklarına ilişkin olarak  yazınsal kaynaklar bulunmaktadır. Mahşer  ve son yargı günü ile ilgili sahnelerin esas yazınsal kaynağı, Yuhanna’nın Vahiyi’nde bulunmaktadır. Burada, Göklerin bir rulo gibi  dürülmesi, yargı için kurulan  taht ve ruhların bunun önünde yargılanmaları, denizlerin ve karaların ölülerini vermeleri, ateş gölü, ölümün olmadığı ikinci yaşam anlatılmaktadır.

Deesis sahnesi  
Bizanslılar tanrılarına doğrudan ulaşmak yerine, tanrıya daha yakın buldukları ve tanrıya daha kolay ulaşabileceklerine inandıkları  kutsal kişilerin  aracılığı ile ulaşmayı tercih etmektedirler. Tanrı ile insan arasında aracı olarak görülen bu kutsal kişiler, rahip, piskopos olabileceği gibi özellikle Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında din uğruna ölen azizler (martyr), eski ahit peygamberleri, baş melekler, melekler ve Tanrı Anası Meryem (Theotokos) olabilmektedir. Öncelikle tanrı anası Meryem, Tanrı’ya en yakın insan olarak düşünülmektedir. Meryem’in şapeller, taşınabilir ikonalar, el yazması minyatürlerde ve özel yapıtlarda yer alması, duaları kabul edilen aracı olarak görüldüğündendir. Kariye parekklasionu en üstün arabulucu olan Meryem’e ithaf edilmiştir. Bizanslılar için Meryem’den sonra gelen ikinci önemli arabulucu İsa’nın gelişini bildiren ve onu vaftiz eden, aynı zamanda arkadaşı olan vaftizci Yahya’dır. İsa üzerinde, birisi ana, diğeri arkadaş olarak büyük etkiye sahip bu iki kutsal kişi Bizans sanatında “Deesis” olarak bilinen sahnede yan yana gelirler ve mahşer gününde tüm ölümlüler adına İsa’dan şefaat dilerler. Son yargı sahnesi kompozisyonunun orta yerinde  yargı tahtında oturan  İsa ve iki yanında, hafifçe İsa’ya dönük olarak ve dua eder pozda duran Meryem ve Vaftizci Yahya’dan oluşan Deesis son yargı gününde, Meryem ve Yahya’nın, bütün insanlık adına  İsa’dan  af dilemesini betimlemektedir. Son yargı sahnesinde, imparator giysileri içinde, Meryem ve Yahya’nın arkasında duran iki figür, baş melekler Mikhael ve Gabriel’dir. Onlarda Deesis sahnesine katılarak insanlık adına İsa’dan af dilemektedirler.
Deesis sözcüğü on dokuzuncu yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. En kutsal kişilerin mahşer gününde insanlar adına tanrıdan af dilemelerini gösteren Deesis sahneleri çok önemlidir.
 
Son yargı sahnesi
Doğu mekan  kubbesel tonozu bütünüyle kaplayan son yargı freskosunda, kompozisyon daireseldir. Dairenin merkezinde yani tonozun ortasında çok etkileyici bir “gökyüzünün dürülmesi” sahnesi, çevresinde ise daire biçiminde sıralanan “seçilmişlerin koroları” (Peygamberler korosu, havariler korosu, din şehitleri korosu, kutsal kadınlar korosu, azizler korosu, piskoposlar korosu) dizilmiştir. Tonozun ortasında, dürülen gökyüzünün bir melek tarafından taşınan rulosu 86 cm. çapındadır. Göz alıcı beyaz renkte boyanmış, altın yaldızlarla  bezenerek çarpıcı bir görünüm verilmiştir. Gökyüzü rulosu, zamanın sonunda göklerin dürülerek toplanacağını anlatmaktadır. Melek, tomar halinde dürdüğü gökleri, iki eli ile başının üzerinde taşımakta, sarılmakta olan  gökyüzü üzerinde ise  altın yaldızdan yıldızlar, ay ve güneş görülmektedir.
Yargılama sahnesinde, ortada tahtında oturan İsa’nın, sağında Meryem, solunda Yahya ayakta durmakta, her iki tarafta oturan havariler, İsa’nın hemen arkasında ise melekler topluluğu görülmektedir. Bu iki sahnenin etrafında seçilmişlerin korolarının bulunduğu dört bulut yer almaktadır.  İsa’nın tahtının altında sol tarafta, “Gel, ey Babamın sevgili kulu daha dünyanın kuruluşunda senin için hazırlanmış olan  cenneti al”, sağ tarafta “uzaklaş benden ey lanetlenen, şeytan ve onun melekleri için hazırlanmış olan sonsuz ateşe gir” yazılıdır. İsa’nın hemen alt kısmında tahtın hazırlanması sahnesi yer almaktadır. Burada basit bir taht üzerinde kapalı İncil,  iki yanda ise Kerubimler bulunmaktadır. Tahtın önünde diz çökmüş vaziyette Adem ve Havva betimlenmiştir. Tahtın hemen altındaki terazi  ruhları tartmaktadır. Terazinin altındaki küçük bir figür ile ellerinde defter tutmakta olan iki melek görülmektedir.

Terazinin diğer yanında İsa’nın ayakları dibinden başlayan  ateşten bir ırmak  pandantifte  görülen cehennemi yansıtmaktadır. Küçük figürler (şeytan) bazı ruhları cehenneme götürmektedir.
Tonozun güney batı pandantifinde, üste karalar, altta denizler betimlenmiştir. Yanlarda melekler, borularını yere ve denize doğru çevirmişlerdir. Karada ölüler mezarlarından çıkmakta, denizde balıklar insan organlarını ağızlarından çıkarmaktadırlar. Bu sahnede çok fazla bozulmalar oluşmuştur.

Kuzey batı pandantifte yer alan “melek ve bir ruh” freskinin, başmelek Mikhael tarafından takdim edilen Metokhites’in ruhu olduğu ileri sürülür. Kanatları açık bir melek, küçük, çıplak bir figürün(ruh) arkasında durarak, bir elini ruhun başının üzerini koymuştur.
Doğu taraftaki iki pandantifte “dilenci Lazarus ve  zengin adam” freskosu yer almaktadır. Dilenci  Lazarus’un  ruhunun, öldükten sonra bir melek tarafından  İbrahim’in kucağına verilmesi öyküsü betimlenmiştir. Ağaç tasvirleri içinde oturan yaşlı adam (İbrahim Peygamber) kucağında oturan küçük bir çocuk olarak betimlenmiş fakir lazarus’un ruhu, arkada ise ayakta duran çok sayıda ruhlar betimlenmiştir.

Güney doğu pandantifte Çıplak bir figür, alevler içinde oturmakta alt tarafta ağzı açılmış iki kese içinden altınlar saçılmaktadır. Burada dilenci Lazarus ile  bu dünyadaki yaşamında ona kötü davranan zengin adamın  öyküsü anlatılır. Öldükten sonra cehenneme konulan  zengin adam,  acılar içinde kıvranırken,  Lazarus  çiçeklerle dolu bir bahçede İbrahim peygamberin kucağında  görülür. Kubbesel tonozun kuzey doğu ve güney doğu  pandantifinde bulunan bu iki sahnede iyi olanlar ödüllendirilirken, kötüler cezalandırılmaktadır.
Doğu mekan, güney duvarı, sol taraftaki sahne dört bölüme ayrılmıştır. Her bölümde farklı renklerle cehennemin  bir azabı belirtilmiştir.  Sol üstte” dişlerin gıcırdaması”, sağ üstte “zifiri karanlık” , sol altta “ uyku bilmeyen kurtlar”, sağ altta “sönmeyen ateş”  sahneleri tasvir edilmiştir.

Eleousa Meryemi
Bema kemeri güney payede yer alan tasvirde,  tam insan boyundaki Meryem  dikdörtgen bir platformun üzerinde ayakta, kucağında çocuk İsa’ya doğru eğilerek şefkatle yanaklarını birleştirmiş olarak resmedilmiştir. Burada  ana ve oğul duygusallığı verilmiştir. Başlarının yanında Meryem ve İsa’nın  monogramları yer almaktadır.

Batı duvarı, girişin üzerinde ve batı kemerindeki freskodan günümüze çok küçük fragmanlar kalmıştır.

Seçilmişlerin cennete giriş sahnesi
Doğu mekan kuzey duvarında  yer alan kompozisyonda, orta kısımda,  üzerinde kılıç tutan bir kerubin olan kapı girişi tasvir edilmiştir. Sol tarafta Aziz Petrus elinde anahtar ve arkasında  seçilmişler grubu ile kapıya doğru ilerlemektedir. Kapının sağ tarafında, ağaç ve bitkilerle süslü cennet içinde ,elinde haç tutan “ iyi hırsızı”  içeriye davet etmektedir. Sol tarafta ise iki melek  arasında Meryem  yer almaktadır.

Ahit sandığının taşınması sahnesi
Doğu mekan güney duvarı sağ tarafta,  Ahit sandığının taşınması  tasvir edilmiştir. Üçgen prizma biçiminde,üzerinde sarı mor ve mermer taklidi şeritler olan Ahit sandığını omuzları üzerinde taşıyan dört rahip tasvir edilmiştir. Sahnenin sol üst tarafında “ve, Süleyman Tanrı’nın evini inşa ettiğinde zaman geldi, ve israil’in  yaşlılarını Sion’da topladı.Onlara, Tanrı ile yapılan ahitin  sandığını Davud’un şehri olan Sion’dan alınıp getirebileceğini  söyledi.Ve rahipler Tanrı ile  yapılan  ahitin sandığını  ve şahadet çadırını (tabernacle) aldılar” yazılıdır. Akasya ağacından içi ve dışı altın kaplama olan Ahit sandığı Tanrının buyrukları doğrultusunda Musa tarafından yapılmış, içinde Musa’ya indirilen üzerinde on emirin yazılı olduğu iki taş tablet bulunmaktadır.

 

PAREKKLESİON BATI MEKÂNI KUBBE ve PANDANTİFLERİ

Meryem,
Parekklasionun batı bölümünü örten 4.70 cm. Çapındaki kubbenin  ortasındaki  gökkuşağı bordürlü madalyonda  yer alam Meryem portresi, bütün mekana  egemen biçimdedir.

Meryem Bizanslılar tarafından  hem insan ile tanrı arasındaki en önemli aracı  hem de sevecen bir ana olarak  düşünülür. Batı birimini bütünüyle örten ve gökyüzünü temsil eden büyük kubbenin ortasında  yer alan gökkuşağı bordürlü madalyonun içinde Meryem ve  kucağında çocuk İsa betimlenmiştir. Gökkuşağı bordür ile  belirlenen kubbe, Meryem figürüne  ışık sağlayan 12 pencere ile 12 dilime ayrılmıştır. Bu dilimlerde, tam boydan  12 meleğin freskosu yer alır. Ayakta ve birbirine benzer tasvir edilmiş olan melekler  sağ ellerinde uzun asa tutmaktadır. Dört melek , (Cebrail, Mikhael, Uriel , Rafael) üzerinde haç ve X işareti bulunan dünyayı temsil eden kristal küre tutarken, diğer melekler sol elleriyle  giysilerini tutmaktadırlar. Melekler üzerlerine imparatorluk şalı almışlardır. Her melek figürünün üzerinde “Tanrının meleği” yazılıdır.
Bir meleğin elinde tuttuğu asanın ucunda ise “Hagios” (aziz) kelimesi üç kez yazılmıştır.  Kubbeyi dilimlere ayıran ve melek figürleri arasında yer alan kalın şeritler, çok zengin  bitkisel motiflerle  bezenmiştir.

Dört ilahi  yazarı (hymnographer)  
Batı mekanını örten kubbenin dört pandantifinde dört ilahi  yazarı (hymnographer)   resmedilmiştir. Bu şairlerin ilahileri, özellikle ölüm ile ilgili ritüelde okunan ilahilerdir.

Kuzeydoğu pandantifinde, cenaze törenleri için ilahiler yazan Şam’lı aziz Ioannes Damaskenos resmedilmiştir.  676-749 yılları arasında yaşamış olan , Arap hristiyan keşiş – rahip,  Kudüs’te kendi kurduğu manastırda ölmüştür. Burada, masanın başında koltuğuna oturmuş olarak betimlenmiş ilahi yazarı aziz, masa üzerinde yükseltilmiş yazı sehpasındaki kağıt tomarlarına yazmaktadır. Kağıt üzerindeki yazılar tam okunamamakla birlikte, burada  kendi yazmış olduğu ilahinin “yaşamın hangi tadı kaldı ki, acıdan pay almamış olsun” mısrasının yazılı olduğu anlaşılmaktadır.  Aziz çıplak ayaklı, üzerinde tunik ve palto, başında türban ile tasvir edilmiştir. Arka planda mimari birimler  görülmektedir. Başının üzerinde “ Hagios Ioannes Damaskenos “ yazılıdır.

Güneydoğu pandantifinde, İlahi yazarı şair rahip, Aziz Kosmas görülmektedir. Kosmas önünde masası alçak bir bankta oturmakta ve  ayakları altında alçak bir tabure görülür. Masanın üzerinde kalemlik, mürekkep kabı ve açma bıçağı yer almaktadır. Azizin portresi iyi korunmuştur. Kucağında açık tuttuğu bir kitap diğer elinde kalem vardır. Arka planda mimari birimler görülmekte, başının üzerinde “ Hagios Kosmas, şair” yazılıdır.

Güneybatı pandantifinde, 9. yüzyıl ilahi yazarı olan Ioseph,  Meryeme ithaf edilmiş en önemli Bizans ilahilerinden olan, Akathistos ilahisini içeren ruloyu tutarken tasvir  edilmiştir. Masasının üzerinde kalem, kalem kutusu ve mürekkep kabı bulunmaktadır. Yine masa üzerinde yükseltilmiş yazı  sehpasında bir kitap, arka planda ise mimari yapılar görülür. Başının üzerinde “Hagios  Ioseph, şair”, elinde tuttuğu  kağıt rulosunun  üzerinde ise “Dünyanın bağışlayıcısı, ey lekesiz Bakire” yazılıdır.

Kuzeybatı pandantifte, 9. yüzyılda yaşayan şair, ilahi yazarı Aziz Theophanes  Kariye’de  keşişlik yapmış ve  öldüğünde buraya gömülmüştür. 9. yüzyıl ikonaklazma döneminde alnına bir dövme yaptırmış ve bu nedenle kayıtlı insan anlamına gelen Theophanes Graptos adını almıştır.

Burada Aziz , masa başında, derin arkalığı olan bir sandalyeye oturmuş, ayakları platfrom üzerindedir. Masasının üzerinde yazı takımları  durmaktadır, Aziz kucağında ki kitaba yazı yazarken tasvir edilmiştir. Başının üzerinde “ Hagios Theophanes” , önünde açık duran kitapta “ biz Tanrı’nın kutsal emirlerini çiğnedikten sonra, tekrar toprağa döndük”. yazılıdır. Bu yazı Theophanes ‘in cenaze  törenleri sırasında  okunan ilahisinden alınmıştır. Bu sahnelerde görülen mobilyalar 14.yy. orta çağ karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır.

Parekklasionda kubbenin altında ve korniş seviyesinin üzerinde kalan  duvarlardaki freskolarda eski ahit öyküleri yer almaktadır.

Yakub’un merdiveni ve melekle güreşmesi
Batı mekanı, kuzey duvarı tymphanonun sol tarafında  Yakub’un merdiveni ve melekle güreşmesi sahnesi yer alır. Burada Yakub’un Haran’a giderken  yolda başının altına bir taş koyarak  uykuya dalması ve rüyasında  gökyüzünden yere bir merdiven uzandığını,  bu merdivenden aşağıya inen ve  yukarı çıkan melekleri görmesi öyküsü anlatılmaktadır. Sahnenin sol alt köşesinde , Yakub’un başının üzerinde “Ve Yakub yerdeki taşlardan birini aldı ve onu başının altına koydu, ve uykuya daldı” yazılıdır sağ tarafta  merdiven ve güreş sahnesinin arasında, “ ve o yerde rüya gördü..”, yukarıda sağ tarafta,” ve yeryüzünde duran bir merdiven gördü, ucu göklere ulaşan, ve tanrının melekleri  o merdivenden inmekte ve  çıkmaktaydılar. Ve Tanrı onun üzerinde durmaktaydı” yazılıdır. Sağ üst köşede, Meryem, kucağında Çocuk İsa ile yer almaktadır. Merdivenin altında  Yakub bir melek ile güreş yaparken tasvir edilmiştir. Onun tanrının meleğiyle güreş tutması  Haran’dan  dönüşünde  gerçekleşen bir olaydır. Yakub’un rüyasında gördüğü merdiven ile,Yakubun melekle güreş tutmasının birbirinden  ayrı  iki olay olmasına rağmen  Bizans resminde  hep bir arada betimlenmiştir.

Musa ve yanan çalı,
Batı  mekanı kuzey duvarı  sağ tarafta Musa ve yanan çalı sahnesi bulunmaktadır. Tanrının bir çalının içinden  Musa ile konuşmasının ve bu sırada çalının alev alev yanmasını, ama yok olmamasını anlatmaktadır. Sol tarafta sakallı yaşlı bir adam (Musa) ayakta  durmakta, karşısında bir çalı alevler içinde yanmaktadır. Çalının içindeki bir madalyonun içinde Meryem ve çocuk İsa’nın portreleri bulunmaktadır. Çalının üst tarafında  bir melek çalının içinden uzanarak Musa’ya seslenmektedir. Arka kısımda tepelerle Sina dağı  tasvir edilmiştir. Alt tarafta  Musa, yere oturarak  ayaklarındaki sandaletleri çıkarmaktadır.
Sol üst köşede “ Ve şimdi Musa Tanrı’nın dağına, Herob’a geldi, ve Tanrı’nın meleği ona, bir çalının ortasında bir alev içinde göründü” sol alt köşede “..ayakkabılarını ayaklarından çıkart, çünkü durduğun yer kutsal topraktır” ve “ Musa Peygamber” yazılıdır.

Musa’nın yüzünü gizlemesi,
Doğu ve batı mekanı arasındaki kemerin kuzey tarafında Musa’nın yüzünü gizlemesi sahnesi yer alır.  Sol tarafta, elinde asa tutan  sakallı bir ihtiyar  (Musa) ayakta durmuş, karşısında yanan çalının ışığından  korunmak için yüzünü yan tarafa doğru çevirmiştir. Çalının ortasında  madalyon içinde Meryem ve çocuk İsa’nın  portreleri bulunmaktadır. Madalyonun hemen önünde  bir melek figürü uzanmış Musa ile konuşmaktadır. Sahnenin üst tarafında “ve Musa yüzünü gizledi, çükü Tanrı’ya  doğrudan bakmaya  korkuyordu” yazılıdır.

Kutsal eşyaların taşınması,
Doğu ve batı mekânı arasındaki kemerin güney tarafında, Kutsal eşyaların taşınması sahnesi yer alır. Yahudilerin kutsal toplanma çadırından(tabernacle) alınan kutsal kupa (stamnos) ve yedi kollu şamdanın (menorah)  Süleymanın tapınağına taşınmasını anlatmaktadır. Yedi kollu şamdanı iki eli ile yüksekte tutarak taşıyan ve amphoraya benzeyen  bir kabı omuzlarında taşıyan  iki rahip tasvir edilmiştir. Kabın içerisinde bir kağıt tomarı görülmektedir. Şamdanın  “ışığı taşıyor olması”, Meryem’in öncülü, kutsal kupanın da içinde bulunan kutsal “manna”ise İsa’nın  öncülü  olarak düşünülmektedir. Manna ,Yahudilerin çölde sürgün hayatı yaşadıkları dönemde Tanrı tarafından gökten yağdırdığı  besindir.

Süleyman ve İsrail cemaatinin toplanması,
Batı mekanı , güney duvarı sol tarafta, Süleyman ve İsrail cemaatinin  toplanması öyküsü anlatılmıştır. Süleymanın kutsal eşyaların yeni tapınağa  yerleştirilmesi için  bütün kavime törenler için  öncülük etmesini anlatmaktadır. Sağ tarafta imparator giyisileri içinde  Süleyman, elinde buhurdanla  kalabalığa dönmüş onlara liderlik etmektedir. Sahnenin üzerinde “ve kral ve israiloğulları, ahit sandığının önünde  toplandılar” yazılıdır.

Ahit sandığının  tapınağa yerleştirilmesi
Batı mekanı, güney duvarı sağ tarafta, Ahit sandığının tapınağa yerleştirilmesi öyküsü  anlatılmıştır. Taşınan sandığın tapınakta  en kutsal yere (kudsülakdas)  konulmasını  anlatmaktadır. Sol tarafta iki rahip, taşıdıkları sandığı kutsal yerdeki üzeri örtülü sunak masası üzerine koyuyorlar.

Sunak masasının arkasında  iki kerubim durmaktadır. Sol üst tarafta yapı önünde İsrailli yaşlılar, en üstte iç içe dairelerle gökyüzü betimlenmiştir. Buradan  sunak ve İsraillilere doğru ışık demeti uzanmaktadır. Sol üst tarafta ” ve rahipler ahit sandığını  kendi yerine, evin en kutsal köşesine, kutsalların kutsalına getirdiler,kerubimlerin kanatları altına yerleştirdiler.” yazılıdır.

İşaya’nın Kahaneti  ve Başmelek Mikhael’in Asur Ordusunu Kudüs Önünde Yok Etmesi ,
Batı kemerinin güney tarafında, İşaya’nın Kahaneti  ve Başmelek Mikhael’in Asur Ordusunu Kudüs Önünde Yok Etmesi öyküsü anlatılmıştır. Kudüs’ü almak üzere kuşatan Asur ordusunun  başarısız olacağının İşaya tarafından bilinmesi ve Tanrının meleğinin Asur ordusunu Kudüs önünde  kılıcıyla yok etmesini  anlatmaktadır. Sol tarafta yaşlı bir adam (İşaya Peygamber) ayakta, sol elinde açık bir kağıt rulosunu tutmakta, sağ eli ile ileriyi işaret  etmektedir. İşaret ettiği yerde ,kanatları ve kıyafeti hızla savrulmuş sağ eli ile  yukarıya kaldırdığı kılıcını vurmaya hazırlanıyor, sol elinde kılıcın kınını tutmaktadır. Asur askerleri yerlerde görülür. Arka planda surlarla çevrili bir şehir görülmektedir. Şehrin gösterişli kapısının üzerinde Meryem’in portresi tasvir edilmiştir. İşaya’nın elinde tuttuğu kağıt rulosunda, bazı sözcükler okunabilmektedir .  Bu yazıda tamamlanmış haliyle “ Böylece, dedi İsraillilerin Tanrı’sı  mademki siz bana Asur kralı Sennacherib’i durdurmam için dua ettiniz, o bu kentin içine giremeyecektir.” yazılı olmalıdır.

Harun ve oğulları Sunakta,
Batı kemerinin kuzey tarafında, Harun ve oğulları Sunakta öyküsü anlatılmaktadır.  Musa’nın kurduğu çadır-tapınağın ilk rahipleri olan Harun ve oğullarının sunularını verdiği sahnede, önde  yaşlı olarak betimlenmiş Harun ve arkasındaki genç olarak betimlenmiş iki oğlu    ellerinde  birer kutu  içinde sunularını tutmaktadırlar. Sağ tarafta mermer bir niş içinde  üzeri örtülü sunak masası yer almaktadır. Arka planda  yapıların bölümleri resmedilmiş, sağ üst köşede, gökyüzünü betimleyen iç içe dairelerden çıkan sivri uçlu  ışınlar
Harun ve oğullarına doğru uzanmaktadır. Sahnenin üst tarafındaki yazıdan sadece iki sözcük “sunak” ve “yakılmış sunu” yazısı okunabilmektedir.

Parekklasionun batı bölümünün ikonagrafisi Meryem ağırlıklıdır. Tevrat öyküleri Meryem’in ve dolayısı ile İsa’nın gelişinin gerçekleşmesinin bir ifadesi, öncülü olarak yorumlanmıştır. Bu Tevrat öyküleri Meryem’in bazı yortularında okunan bölümlerdir. İlahiler içinde  önemli bir yeri olan Akathios ilahisi  ölümle ilgilidir. Bu ilahinin içeriği  parekklasionda  eski ahit öyküleri ile karşılaştırılır. 

Martyrler  (Şehit Azizler),
Parekklasionun korniş altında kalan duvarlarında,  martyrlerin ( şehit azizler - asker azizler) boydan figürleri bulunmaktadır. Martyr’ler, asker azizler  Bizanslıların Tanrıya ulaşmak için  aracı kabul ettikleri kutsal kişilerdir. Asker azizler, özellikle Bizans’ın son dönemlerinde kiliselerin ve şapellerin  alt duvarlarına resmedilmişlerdir.

Güneyden  batıya doğru, kuzey doğuya kadar korniş altında kalan duvarlarda martyrler betimlenmiştir. Güney doğu duvardan başlayarak, Kappadokia’lı Aziz Georgios ve yanında Selanikli Aziz Demetrios yer alır, bu iki aziz  arasındaki  arkosolyum kemerinin iki yanında Aziz Phloros ve Aziz Lauros madalyon içerisinde portre olarak resmedilmişlerdir. Tam  boydan betimlenen azizler hiyerarşik sıralama ile yapılmışlardır. Sıralama Aziz Theron Theodoros, Aziz Stratelat Theodoros, Aziz Merkurios, Aziz  Prokopios zırhlı asker giyimli olarak tasvir edilmişlerdir.  Aziz Sebas Stratelates, yanında tanınamamış bir aziz,  bir ağaç tepesindeki kuş yuvasında oturmakta olan Selanikli  Aziz David , asker kıyafetleri içinde Aziz Eustatios Plakidas, martyr giyisisi içinde Edessa’lı Aziz Samonas ve Aziz Gurias, asker kıyafetli ancak adı tam okunamayan Aziz Artemios veya Niketas, madalyon içinde portre olarak yapılmış  olan Aziz Bakkos ve Sergios , asker  kıyafetli aziz, madalyon içinde portre olarak yapılmış aziz ve bir sütun üzerinde resmedilmiş aziz, tasvirleri ise tanımlanamamıştır. Asker kıyafetli azizler zırhlarının altına  kısa tunikler giyinmiş, bir kısmı mızrak ve kalkan taşımaktadırlar. Bir kısmı ise kılıçlarını kaldırarak hücum halinde betimlenmiştir.  Batı tarafındaki iki mezar arkosolyumunun ve diakonikonun  giriş kemerleri üzerindeki aziz betimleri madalyon içinde, portre halinde yapılmıştır. Askeri kıyafet giymemiş olan  azizler, martyr giysileri  giymişlerdir.

 

PAREKKLESİONDAKİ MEZAR NİŞLERİ (Arkosolyum)

Güney doğu arkosolyumun(A)  niş duvar ve kemerin iç kısmında yer alan freskolar,
Parekklesiondaki dört mezar arkosolyumun lahitleri (sarkophagos) günümüze kadar ulaşmamıştır. Güneydoğuda yer alan Arkosolyumun niş duvarında, lahit seviyesi üzerinde, yan yana ayakta durmakta olan dört figür cepheden resmedilmiştir. Ortada, saray ve dini kıyafetler içinde iki erkek ve  yanlarda hem saray ve hem de dini kıyafet içindeki  kadın figürleri aynı iki kişiyi temsil etmekte olup, burada gömülü olan  karı kocanın portreleridir. Ancak, bu mezarın sahiplerinin de kimler olduğu belirlenememiştir.
Bu niş kemerinin üst kısmında,  portrelerin hemen üzerinde  köşeli mandorlanın içinde, ışıklar saçan İsa, yarım boy halinde, ellerini iki yana açarak betimlenmiştir. Sol tarafta  bir serafim görülmekte, sağ tarafta bozulma olduğundan  buradaki betimleme görülememektedir. Kemerin iç duvarının iki yanında yarım boy halinde birer melek figürü ellerini yukarı doğru açarak dua eder şekilde betimlenmiştir.

Güney-batı  arkosolyumun(B)  niş duvar ve kemerin iç kısmında yer alan fresko ve mozaikleri,
Niş duvarında, lahit seviyesinin üst kısmında, mozaikten yapılmış betimde büyük ölçüde dökülmeler olduğundan,  Meryem’in omuzları ve  Çocuk İsa’nın takdis işareti yapan  elleri  görülmektedir. Solda, bu mezarda yatan Michael Tornikes’in  ayakta ve saray kıyafetleri içindeki   figürü yapılmıştır. Figürün alt kısmı tahrip olmuş, sadece omuzlarından yukarısı görülmektedir. Üst kısımda “aynı kişi, rahip Makarios”  yazılıdır.  Sağda,  Meryem’e dönük, dua eder biçimde ellerini kaldırmış, Tornikes’in karısının figürü yer alır. Üst kısmında, “aynı kişi, rahibe Evgenia” yazılıdır. Bu figürün de  ayak kısımları tahrip olmuştur. İki figürde freskodur. Arkosolyum kemerinin  üst kısmında  mozaikten, iç içe daireler içinde haç  motifi yapılmıştır.  Kemer iç duvarının sol tarafında, rahip kıyafeti içinde Tornikes’in mozaikten portresi, sağ tarafında ise karısının mozaikten portresi görülmektedir. Her iki mozaik portrenin de alt kısımları tahrip olduğundan, figürlerin belden yukarısı görülmektedir. Mezarın anıtsal mermer çerçevesinde, ortada İsa, iki yanında baş melekler ve kompozisyonun üzerinde uzun kitabe (epitaphios) yer almaktadır. Bu mezarın II. Andronikos’un sarayında ‘Büyük Konstabl’ ünvanını taşıyan Metokhites’in yakın arkadaşı Mikhael Tornikes’e ait olduğu anlaşılır. Orjinali mozaik olan dekorasyon, Bizans devrinde hasar görünce fresko ile tamamlanmıştır. Nişin orta kısmında ki Meryem figürü ve kemer içlerindeki figürler mozaik, nişin yan kısımlarındaki iki figür ise freskodur.

Theodoros Metokhites ait olduğu düşünülen, şapelin kuzey batı duvarındaki büyük arkosolyumun (C)  
Mezarın önemini vurgulamak için kemerli mermer çerçeve oluşturulmuştur. Kemerin ortasında İsa, birer yanında ise yüzleri İsa’ya dönük melek figürleri kabartması vardır. Figürlerin mermerde ki  monogramlarından baş melekler Mikhael ve Gabriel oldukları anlaşılmaktadır. Figürlerin yüzleri oldukça tahrip olmuştur. Parekklesionda mezar nişlerinin mermer çerçevesinde, fon mavi, kabartmalı kısımlar ise sarı ile boyalıdır. Bu mermer çerçevede mezarın sahibini belirten herhangi bir kitabe bulunmamaktadır.

Kuzey-doğu duvarında yer alan arkosolyum (D)
Kuzey-doğu duvarında yer alan mezarın çerçevesi yoktur. Kemer içinde bugün hiçbir fresko ya da mozaik süsleme görülmemekte olup kitabe de  bulunmadığından, bu mezarın kimlere ait olduğu bilinememektedir.

 

 

 

 

 

PAYLAŞ